Dijitalleşen Dünyada Marka Stratejileri

Teknolojinin baş döndüren gelişimi insanlık tarihinde yeni bir dönemin kapısını açtı.

Bu yeni dönemin adı “Bilgi Çağı”

Bilgi çağının öne çıkmasıyla toplumlarda kişi ve kurumların hayatları önemli şekilde değişmeye başladı ve büyük bir hızla değişmeye de devam ediyor.

Başta internet olmak üzere dijital enstrümanların hayatımıza girmesi, yaşadığımız hayatı daha hızlı ve kolay yaşanır hale getirdi. Doğal olarak bu değişimden İş dünyası da etkilendi ve bir dönüşüm başladı. Yaşanan bu değişimin öncelikle büyük firmalardan başladığını ve tüm hızıyla orta - küçük ölçekteki firmalarla devam ettiğini söylememiz yanlış olmayacaktır.

Yaşanan dijital dönüşüm baş döndürücü bir hızla iş dünyasının nerdeyse tüm hücrelerine nüfuz ediyor.

Bilgi çağında zamanın en önemli kriter olduğunu unutmamalıyız. Dijitalleşmenin hayatımıza derinlemesine nüfuz ettiği bu dönemde; zaman kaybını sıfırlayan veya en aza indiren dijital çözümlerin süratle kendi eko sistemlerini yarattığını ve sadık kullanıcılar oluşturmaya başladığını görüyoruz.

Dijitalleşmenin bizleri getirdiği bugünkü noktada sosyal medyanın etkinliğini her geçen gün arttırdığını ve hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gözlemliyoruz. Bu dönemin diğer olmazsa olmazları ise hem kişisel hem de kurumsal açıdan web siteleri, mobil uygulamalar ve mobil siteler.

Bu değişimin en önemli enstrümanı ise mobil iletişimin temel taşı olan cep telefonlarımız. Her geçen gün biraz daha akıllanan ve günün önemli bir bölümünü doğrudan etkileşim içinde geçirdiğimiz telefonlar, mobil iletişim teknolojilerinin daha da gelişmesiyle yakın gelecekte bilgisayar kullanımını önemli oranda azaltacağa benziyor. Son yıllarda yapılan pek çok araştırma da gösteriyor ki, e-ticaret ve bankacılık başta olmak üzere birçok e-hizmet işlemlerinde mobil cihazlarını kullananların sayısı her geçen yıl katlanarak artıyor.

Hayatımızdaki bu değişim pazarlama dünyasına da eş değer biçimde yansıyor doğal olarak.

Peki, pazarlama profesyonelleri bu dönemde neler yapıyor? Şunu bilmeliyiz ki; amaçları hiç değişmedi hala aynı markalaşma, bilinirliği arttırma ve satışa dönüşecek iletişim sağlamak. Ama bu amacı gerçekleştirebilecekleri araçları değişti. Sektör temsilcileri faaliyet gösterdikleri alan ne olursa olsun daha çok dijital platformlarda yer almanın, mobil ve web ortamlarda içerik geliştirmenin yanı sıra bunları kendilerini arayan doğru insanlara ulaştırmaya çalışıyorlar.

Doğal olarak tam bu noktada dijital dünyayı keşfetmenin yanı sıra değişime uğramak zorunda kalan marka ve pazarlama stratejilerini yeniden kurgulamaya başladılar. 

En belirgin değişimin marka ve pazarlama stratejilerinin olmazsa olmazı reklamlarda yaşandığını söyleyebiliriz. Dijital pazarlamanın yetenekli ve hassas hedeflemeleri ile her bütçeye uygun kampanyalar oluşturabilme avantajı dijital reklamların oluşturduğu eko sistemi büyütmeye devam ediyor. Bu değişimin en büyük kanıtı ise her yıl reklam verenlerin dijital mecralara ayırdıkları bütçelerin katlanarak büyümesi. Bu strateji değişimi dünyamızın genç nüfus yoğunluğuna sahip ülkelerinde doğal olarak çok daha hızlı yaşanıyor.

Yaşanan bu dijital değişim geleneksel pazarlama anlayışının tek başına eskisi kadar başarılı sonuçlar vermediğini farkına varan firmaların sayısının artmasıyla giderek hızlanıyor. Değişimdeki hızlanma rekabetteki dengeleri de doğal olarak değiştiriyor. Markalar pazarlama planlamalarını oluştururken hem konvansiyonel hem de dijital mecralardan oluşan planlar hazırlıyorlar. Hatta marka bazlı değil de ürün bazlı baktığımızda, sadece genç hedef kitleye ulaşmak isteyen ürün yöneticilerinin marka iletişimini sadece internet ve sosyal medya üzerinden yürüttüklerini de görebiliyoruz. Bu stratejiyi tercih edenlerin sayısının azımsanmayacak oranda olduğunu ve her yıl arttığını da belirtmekte yarar var.

İşin medya yönüne baktığımızda, hem dijitalleşmeden hem de paylaşım oranı hızla değişen reklam pastası kaynaklı bir dönüşüm yaşandığını söyleyebiliriz. Haber takibinde sosyal medya ve dijital enformasyon kanallarına kayma neticesinde medya kuruluşları da hızla dijitalleşiyor. Bu değişim Avrupa ve Amerika’daki birçok medya yöneticisini yakın gelecekte gazetelerinin sadece Pazar günleri baskı yapabileceğini tartıştırır hale getirdi. Eğer böyle bir değişim yaşanırsa haftanın geri kalan günlerinde yayınlarına sadece dijital platformlardan devam edecekler. Bugün için uygulanması zor gibi gözükse de yakın gelecekte gerçekleşme olasılığı çok yüksek.

Medyadaki değişimi bir de TV kanalları açısından değerlendirelim. Birçok TV kanalı yayınlarını dijital platformlara taşıdı ve bu taşınma genişleyerek devam ediyor. Bu değişim, dijitalleşen dünyada TV kanallarındaki “Prime Time” olgusunun “My Time” olgusuna dönüşmesi nedeniyle yaşanıyor. Bir başka deyişle kitlesel yayıncılıktan bireysel yayıncılığa geçiş var. Bu geçişin en temel nedeni ise zaman planlamasının öneminin hızlanan iletişim nedeniyle giderek artması.

Dijitalleşen dünya, zaman ekseninde kişisel kökenli çözümler sunmaya başladıkça tüketim alışkanlıklarının da yer değiştireceği ve dijital platformların yavaş yavaş ön plana çıkacakları tartışmasız bir gerçek. Marka stratejilerini buna uygun çözüm ve pazarlama planlarıyla geliştiren firma, kurum ve servis sağlayıcılar ise bir adım önde olacaklar.

Hem bireysel (marka sahip ve yöneticileri) hem de kurumsal (markalar) olarak dijitalleşmeye ayak uyduramayanlar rekabet gücünü kaybedecek ve yavaş yavaş yok olacaklar. Şunu unutmamalıyız ki dijitalleşme demek aynı zamanda globalleşme ve rekabeti bulunulan lokasyondan internetin dünya üzerinde eriştiği her yere yaymak demek. Bu değişimin neler getireceğini ve gereklerini iyi planlayamayanlar maalesef kendi küçük dünyalarına hapsolup sonunda da yok olacaklar.

Bu noktada Accenture tarafından hazırlanan “2015 Teknoloji Vizyonu” raporuna göz atalım. Rapora göre önde gelen kuruluşlar, yeni dijital ekosistemler yaratmak için diğer dijitalleşen işletmelerden, müşterilerden ve cihazlardan oluşan geniş bir alan içinde kendilerine yeni bir yol açıyor. Teknolojiyi kullanmaya başlayan ve endüstri deneyimlerini, pazarlarını yeniden şekillendirmek için dijitalin gücü ile birleştirmeye odaklanan önde gelen markalar, tek başlarına değil ekosistemler şeklinde çalışıp “Biz Ekonomisi"ni yaratmaya çalışıyorlar.

Accenture raporunda “Biz Ekonomisi”ne geçişi, 2000’den fazla IT ve işletme yöneticisinin katıldığı global araştırmasıyla detaylandırmış. Rapora göre araştırmaya katılan beş kişiden dördü, gelecekte platformların, endüstrileri birbiriyle bağlantılı ekosistemler halinde yeniden şekillendirmesiyle sınırların önemli ölçüde belirsizleşeceğine inanıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 60’ı ilgili endüstri dallarına yeni ortaklar katmayı planlarken yüzde 40’ı kendi endüstrileri dışındaki dijital ortaklardan destek almayı planlıyor.

Görüldüğü üzere dijitalleşen dünyada marka stratejisini bu değişime uygun hale getirmek için bir dijital vizyona sahip olunmalı. O vizyonu oluşturmak içinse öncelikle marka sahip ve yöneticilerinin değişime ayak uydurması gerekli.

DİJİTAL DÜNYAYA UYUM SAĞLAYAN BAŞARILI MARKALARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

İYİ İLETİŞİM KURMAK

Sadece konuşmayıp aynı zamanda nasıl sohbet edileceğini de çok iyi bilirler. Böylece paylaşılan mesaj ve içeriklerle, marka ve müşteri arasında kuvvetli bir iletişim kurarlar.

ÖZGÜN OLMAK

Dünyada geçerli bir doğru bulup ve bununla ilgili müşterilerin ideallerine ilham verecek içerik yaratırlar.

VERİ ANALİZİ VE YÖNETİMİ

Doğru veriyi toplamak kadar, toplanan verilerin; var olan ve gelecek işlere nasıl uyarlayacağının analizi daha büyük bir mücadele alanıdır. Bunu başarabilenler öne çıkar.

KEŞİFÇİ OLMAK

Müşterisine ürün deneyim yolculuğu sırasında dijital olarak eşlik edip onların deneyimlerine bağlı ihtiyaç ve isteklerini öğrenerek ürünlerini onlara uygun hale getirir.

İÇERİKTE YARATICI OLMAK

Dijitalleşen dünyanın pazarlamacıları içerik yaratırken, farklı mecralardan müşterilerine ilgili mecraya uygun içeriklerle ulaşabilmek için tekrar tekrar düşünmek zorunda kalır.

DEVAMLI OLMAK

Dijital dünyada markanın her zaman online olması, pazarlamacıların insanların günlük hayatında nasıl yaşadığını öğrenmesine ve müşterilerin beklentileriyle ihtiyaçlarına cevap vermesine olanak tanır.